: Anasayfa MAKALELER TEMİZLİK FUARLARI VE KAMU’NUN SEKTÖRDEKİ AĞIRLIĞI

TEMİZLİK FUARLARI VE KAMU’NUN SEKTÖRDEKİ AĞIRLIĞI


Alt Yüklenicilik konusu sektördeki herkesin hem çok iyi bildiği, hem de detaya inildiğinde pek bilinmeyen bir konu. Açıkçası bilindiği zannedilen bir konu. Yasa, yönetmelikler ne gerekiyorsa var. Var ama bu tarz yönetmeliklerin uygulamalarında her daim sorun yaşanabiliyor. Alt Yüklenicilik konusunda ulusal medyada, ekonomi dergilerinde yazan, yorumlayan uzmanların dahi henüz netleşemediğini gözlemliyorum.

RECEP ALİ AKSOYLU

This e-mail address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it

Her çift yılda bir Amsterdam’da düzenlenen ve sektörümüzün yakından izlediği ISSA/ Interclean, “Endüstriyel Bakım ve Temizlik Fuarı” bu yıl 26-29 Nisan tarihleri arasında yapıldı. Krizin ertesinde olmasının da etkisiyle fuar başarılı geçti.

 

ISSA’nın temizlik fuarı dünyada en başarılısı ama ağırlıkla tekli yıllarda olmak üzere İtalya’da, Almanya’da, Polonya’da, Çin’de alternatif birçok temizlik fuarı daha yapılıyor. Zaman zaman yerli fuar şirketlerimizde hizmet, temizlik veya benzer adlarda sektöre yönelik fuarlar düzenlediler. Son yıllarda gelen görüşme taleplerinden anlıyoruz ki, uluslararası boyutta fuarları düzenleyen kurumlarda Türkiye pazarını hedef almış durumda. Araştırma yapmanın ötesinde reel adım atanlarda var. Örneğin İtalyan kökenli ama Avrupa’nın bir çok ülkesinde lokal olarak temizlik konusunda fuarlar düzenleyen “afidamp”ın PULİRE’si. İtalyanların Türkiye temsilcisi SENTEZ FUARCILIK geçtiğimiz ay düzenledikleri kokteylde 30 Eylül - 02 Ekim 2010 tarihleri arasında Pulire Eurasia 2010 Profesyonel Temizlik ve Hijyen Fuarını İstanbul’da düzenleyeceklerini duyurdular. Afidamp’ın sitesinde ki takvimde yer almıyor ama anons edilen tarih zamanlama açısından doğru, umuyorum pazarımız için güzel bir başlangıç olur. Aynı tarihlerde ISSA Türkiye temsilcisi olan NTSR Fuarcılık da PULIRE’nin temsilcileri gibi Türkiye’de alternatif fuar düzenleme konusunda bilgi alışverişinde bulundular. TESHIAD olarak sektör adına yapılacak her güzel ve doğru adımı destekleme misyonumuz gereği her iki kuruma da doğru bildiklerimizi paylaştık.    

 

“Daha önce fuar düzenleyenlerin hiç biri başarılı olamadı, bunlar da olamaz” diyenleri yanıtlamak ve fuar organize edenlere doğru yolu gösterebilmek adına konuyu biraz daha açmak istiyorum. Yerli fuar firmalarının ve yabancı temsilcilerinin düştükleri ortak bir hata var. “Fuarda kimler yer alacak, yanı kimler stant yeri satın alacak.”

 

Amsterdam ISSA dahil Avrupa’da temizlik ile ilgili bir çok fuara katıldım, hiç birinde hizmet firması yoktu. Temizlik başlığı altında yapılan fuarlar, makine ve kimyasalcılar başta olmak üzere sektöre tedarikçi olan firmaların ürün yelpazelerini, geliştirdikleri yeni ürünleri ziyaretçilerin mukayese yapmasına zemin oluşturdukları ve demo yaptıkları organizasyonlardır. Fuar düzenleyeceklerde bu çerçevede pazarlama karmalarını oluşturarak yola çıkmalılar. İtalyanların sektörde var olan hatırı sayılır miktarda İtalyan üreticiyi de beraberlerinde Türkiye’ye getirebileceklerini düşünerek, ISSA’nın da Amsterdam da binlerce metrekare verdiği dünya markalarından 5-6’sını Türkiye’de pilot olarak değerlendirebilmesi halinde başarılı olabileceklerini düşünüyorum. Bir kere pazar Avrupa’da doyma noktasında ve çevre ülkelerle beraber sektörün iştah kabartan bölgesi bizim coğrafyamız. Biri çiftli yıllarda, diğeri tekli yıllarda yapılacak bu iki fuarın sektöre olduğu kadar Türkiye turizmine de yadsınamayacak katkıları olacak.

 

Yabancılar pazarımıza ilgi duyarken (Önce makine, kimyasal, hizmet firmaları gelmeye başlamıştı) haklı olarak sağlıklı verilere dayanan iş planlarını da yapmak istiyor. Zaten tarafımıza yönelttikleri ilk soru da, pazarımızın hacmine dair rakamlardı. İş kolumuzda mesleki standartların tanımlanması için geçen yıl görüşmelerde bulunduğumuz MYK toplantılarında da hacme dair konular gündeme gelmişti.

 

Maalesef diğer birçok iş kolunda olduğu gibi temizlik ve hizmet iş kolunda da sağlıklı verilerimiz yok. Ama el – göz yordamıyla da olsa biliyoruz ki sektördeki hacimsel ağırlık; verilen hizmetin kalitesi, kullanılan kimyasal ve ekipmanın standardı düşük de olsa kamudadır. Çünkü, özel sektörün bir fabrikasının, bir AVM’nin istihdam ettiği temizlik personelinin kat be kat fazlası, üniversitelerde, hastanelerde, adliyelerde, belediyelerde görev yapıyor. Öyle ki, 13 bin civarında temizlik personeli istihdamıyla pazarımızın açık ara hacimsel lideri olarak gördüğümüz ISS firmasının istihdam değerlerine sahip kamuda çok sayıda firmanın olduğu ifade ediliyor. Bu firmalar büyük oranda İstanbul merkezli değil. Sahipleri genelde sektörden de gelmiyor ve sektörün tanınmış kimlikleri, hatta malzeme tedarikçileri tarafından da tanınmıyorlar. Çünkü 3-4 bin çalışanıyla kamuda hizmet gören bir firma, piyasada 300-500 çalışanı olan bir firma kadar kimyasal veya ekipman tedarikinde bulunmuyor ve de makine parkına sahip değil. Bu  tarz firmalar hakkında sağlıklı veri edinilemediği için sektörün hacmi konusunda bilgi yetersizliğimiz var. Ancak kamunun daha rasyonel hizmet alma sürecine girmesi, MYK’nin oluşturacağı standartların gerçekten kullanılıyor olacağı günlerde bu veri tabanı ancak oluşabilecek.

 

Yeni bir yazı için tuşlara dokunmaya başladığımda yazı bir çırpıda bitiverir. Oysa bu kez farklı oldu, iş yoğunluğum nedeniyle burada mola vermişim. Üç tam gün sonra fırsat bulup yeniden yazıya döndüğümde, tam da son paragrafta paylaştıklarımla örtüşen bir anekdot yaşadım bugün.

 

Yeni başladığımız bir proje için arkadaşlarımız proje yöneticisi ilanı vermişler. Uygun gördüklerine randevu vererek görüşüyorlar. Randevu verilmeyen bir aday sabah direk ofise geldi. O an için en uygun ben olduğumdan adayla ben görüştüm.

 

Sormadım ama aday arkadaşın deneyiminin çok büyük kısmı kamuda geçtiği için bizimkilerin görüşmeye davet etmeye gerek duymadıklarını tahmin ediyorum. Çünkü hizmet verdiğimiz özel sektöre ait hiçbir endüstriyel kurumun, sitenin veya AVM’nin yöneticisi kamudan gelen bu arkadaşlarla vereceğimiz hizmeti yeterli bulmaz. Kamuda istihdam edilen asgari ücretli temizlik işçisine dokunulmazlığı (yine de genelleme doğru değil) nedeniyle iş buyuramayan, sadece basit genel yüzey temizleyici dışında kimyasal kullanmadığı için amaca uygun kimyasalı tanımaktan ve çözüme odaklılıktan uzak, bu tarz kimlikleri maalesef önyargıyla görüşmeye dahi davet etmiyoruz.

 

Bu durumu tam kurumsal bir işletmede görev yapmış, iyi bir eğitime sahip, üstlendiği işi fevkalade başarıyla yerine getirebilecek iş görenler içinde uyguluyoruz ne yazık ki. Çünkü, dış kaynağa gereksinim duyan ve kullanan kurum, önceden tanımlanmamış olası bir sürü konunun çözümünü de sağlayacak personeli, üstelik düşük maliyetle istihdam etmenizi bekler. Tıpkı, asgari ücretle istihdam ettirdikleri personelden iş başladıktan sonra bir sürü sertifikalarının olmasını bekledikleri gibi… Tıpkı, sözleşme kapsamında olmamasına rağmen çözümünü sizden bekledikleri konular gibi. Bu açıdan tam kurumsal bir organizasyonda görev almış, belli bir konuda ihtisaslaşmış kimlikler, işimizde büyük oranda standartlarımız olmadığı, üstelik görevini yapmaya çalışırken kimi işveren vekillerince de hor görülmeyi sindiremedikleri için başarılı olmak bir yana devamlılık gösterememektedirler.

 

Bir proje yöneticisi adaydan edindiklerimi yazayım derken, sektörün İK konusundaki derin mevzularına daldım bile. Adayımız bir kamu hastanesinde 3 yıldır Temizlik Proje Müdürü. 14 yılda 10’dan temizlik şirketinde çalışmış. Çalıştığı şirketlerden bazılarının isimlerini bile anımsamıyor ama ayrılmayı kafaya koyduğu bu işten ayrıldığında işsiz kalmayacağına da inanıyor. Çünkü, bu tarz çözümsel katkı sağlanmaya gerek olmayan kamu projeleri için biçilmiş kaftan gibi böyleleri. Kariyer (!) basamaklarında ne hikmetse hepsi de birkaç kez Ecolab veya Diversey’in eğitimlerine de katılmışlar üstelik. Adayımızın görev yaptığı hastanede yaklaşık bir ay önce bir personelimiz operasyon geçirdiğinde ziyaretine gitmiştik. Bir ara hepimiz birden koridorda mop yapan temizlik elemanı bayana odaklandık. Tekrar tekrar yıkanıp kullanılabilecek kadar diri olan mop’u biraz kirlendiğinde çıkarıp çöpe atıyordu. Tuhaftı. Bir yandan kamuda düşük fiyat ve hizmet kalitesinin yetersizliğinden bahsediyoruz, bir yandan da bizlerin çok daha zor projelerde yıkamak suretiyle birden çok kez kullandığımız malzeme burada çöpe atılıyordu. Hani perhiz-lahana turşusu misali; maliyet kalite ilişkisi konusunda tüm bildiklerimizle çelişiyordu gördüğümüz. Bunu anımsattım adayımıza. Dürüstçe anlattı, “Yarısı temizlik, yarısı da veri ve diğer branşlarda olmak üzere 850 kadar personelim var. Kullandığımız malzeme ve ekipmanı hastane yönetimi tedarik edip bize verir, biz de kullanırız. En azından bizim hastane için söyleyebilirim ki, hastanemizin hemşireleri personelimize çok üst düzeyde temizlik eğitimi de veriyor olmalarına rağmen, genellikle temizlik kalitesinden kimse memnun değildir. Çünkü, personelin bazıları birilerinin adamıdır, bu yüzden işini layıkıyla yapmadığında müdahale etmekten çekiniriz. Zaten işini yapmasa da yasal kurallar onu işten çıkarmamıza izin vermez. Bu yüzden bazıları işi özellikle aksatır ki, dayanamayıp çıkışını verelimde, işe geri dönüş davasıyla tazminat kazansın. Makine konusuna gelince projede 3 tane makinemiz var ama acil servisinin dışında denetim gibi durumlar olursa ancak depodan çıkarıp kullanırız.”

 

Hadi bir cümle de patronu hakkında söylediklerinden alayım buraya. “Ayda bir kez bizim projeye uğrar. Proje dediysem idareye. Asıl işi nedir bilmem, ama maaşlarımız gününde ödenir. İşçi maaşını zamanında alıyorsa, şirketin unvanının değişmesi, sigortasının eksik yatırılmasının da farkına bile varmaz.”

 

Nerden nereye. Sektörel fuarlar, nitelikli hizmet, sektörün hacmi, İK yaklaşımı derken kendimizi kamunun dışarıdan aldığı işin sorgulamasında buluverdik.

 

İdarenin malzemeyi temin etmesi normal bir prosedür mü? Yoksa temizlik adı altında yapılan ihalede işi almak (veyahut vermek) adına fiyatın bilerek düşük tutulmasının, prosedürlere uydurularak telafi edilmesi midir?

 

İstihdam ettirilen (bal gibi bordrolama hizmeti) personelin eğitimini, yönlendirmesini (yönlendiremediği de belli) kamu kendi personeliyle sağlayacaksa; dış kaynak kullanımının temel ilkesi olan, “kurumlar kendi asıl fonksiyonlarını daha iyi icra edebilmek için bazı hizmetleri o konuda uzman olan kurumlardan daha ekonomik maliyetlerle satın alırlar” ilkesiyle bu uygulama ne kadar bağdaşmaktadır. Soruları uzatmak mümkün ama nasılsa meramı anlatabilmek için bu kadarı yeterli.

 

Bir de mevzuu anlayıp, bilip de eli kolu bağlı olan kamu kurum yöneticileri de var.

 

Buyurun bir örnek. Geçen yıl tanıştığım bunlardan birine Teshiad kartvizitimi vermiş, sohbete koyulmuştum. Bin ah işit misali, o kadar dertliydi ki yönetici. Şimdi kelimesi kelimesine cümlelerini anımsayamayacağım ama üç aşağı beş yukarı ifade etikleri hiç aklımdan çıkmadı. “Arada unvan değişikliği yapar ama yıllardır aynı firma taşeronumuzdur. Firmadan yeterli hizmeti alamadığımızdan çalışmak istemiyoruz ama ihale koşullarını sağlıyor ve devam ediyor. Madem bu konunun derneğisiniz, TSE ile falan bir araya gelseniz de, bu işin standartlarını öyle bir hale getirtseniz de, gerçekten hak etmeyenlere işlerimizi vermek zorunda kalmasak!”

 

Bir STK olarak böyle bir gücümüzün olmadığını o da biliyordu elbette. Ama belki duyarlar, belki bir nebze olsun sağ duyu hakim gelirde, gerekli yasal zemini (doğru tanımlanmış işi, doğru bedelle layıkıyla yapacak olana adil bir seçimle ihale etmeyi) oluşturmak için adım atarlar ümidiyle biz karınca kararınca yazmaya, dilimiz döndüğünce mırıldanmaya devam edeceğiz.

 

Bereketli, kazançlı, keyifli işler dileklerimle…

Hizmet Dergisi’nin 67. sayısında yayımlanmıştır.

 

 

MAKALE

Hububat fiyatlarındaki tırmanış

News image

Kuraklığın vurduğu Rusya, Ukrayna ve Kazakistan gibi büyük buğday üreticisi ülkelerde üretimin düşmesiyle ABD'li üreticilere ve tarımsal emtia ticaretinin büyük küresel oyuncularına gün doğdu....

devamı

TEMİZLİK SEKTÖRÜNÜN KİMYASI

News image

3 yılı aşkın bir süredir Temizlik, Servis, Entegre Hizmet ve Tesis Yönetimi iş kolu kapsamında air Türkiye ve Türkiye dışından uygulamaya dair gözlemlerimi başta sektörün tek STK olan TESHIAD’ın y...

devamı

“Yüzde 35”lik istihdam vergisi kafalar k

News image

Anayasa Mahkemesi’nin ücretlilerden alınan yüzde 35 gelir vergisi ile ilgili karardan sonra ciddi tartışmalar yaşanmaya başladı. Anayasa Mahkemesi tarafından, hangi oranda vergi alınacağını düzenleyen vergi tarifesindeki yüzde 35’lik o...

devamı

5996 Sayılı Yeni Gıda Kanunu

News image

13/06/2010’da Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu gıda alanında pek çok önemli kökten değişiklikleri ve tartışmaları da beraberinde getirdi....

devamı

GECE YARISI DÜZENLEMELERİYLE...

News image

Sabahtan akşama değişen, karmaşık, fırtınalı gündemin içinde kaybolup giden, gece yarısı yangından mal kaçırırcasına yapılan yasal düzenlemeler, basınımızın ilgisi, Mavi Marmara Gemisi, İsrail’in kınanıp kınanmaması, terör saldırıları, CHP’de G...

devamı

TAM GÜN YASASINA İTİRAZLAR DEVAM EDİYOR

News image

Tam Gün Yasası’nın çıkarılma sürecinde özellikle tıp fakültesi öğretim üyeleri, doktorlar hazırlanan yasaya çeşitli kitlesel gösteri ve eylemlerle tepki göstermişlerdi. Hocaların, doktorların itirazlarının tekrar gündemde olmasının en öneml...

devamı

PROFESYONELLERİN BULUŞMA NOKTASI!

News image

HİZMET DERGİSİ'NİN HAZİRAN AYI YAYININDA HİZMETİN ADRESİ İLE İLGİLİ ÇIKAN HABER.......

devamı

TEMİZLİK FUARLARI VE KAMU’NUN SEKTÖRDEKİ

News image

Alt Yüklenicilik konusu sektördeki herkesin hem çok iyi bildiği, hem de detaya inildiğinde pek bilinmeyen bir konu. Açıkçası bilindiği zannedilen bir konu. Yasa, yönetmelikler ne gerekiyorsa var. Var ama bu tarz...

devamı

Nuri Çam: “Temizlik işçisi makineyi oper

News image

En-Has Zabel Operasyon ve Sistem Geliştirme Müdürü Nuri Çam temizlik işçisinin makineyi operatöründen daha iyi temizlediğini düşünüyor. Çam bu konuda sorularımızı yanıtladı....

devamı

Toplu beslenme kuruluşlarında gıda güven

News image

Filis Gergerli Günümüzde kentleşme, firmaların kendi işleri dışında farklı ve çalışanların sayısındaki artışa paralel olarak toplu beslenme hizmetlerinin önemi giderek artmaktadır. Her gün binlerce kişiye yemek hizmeti veren yeme...

devamı

ŞİRKETLERİMİZİ NASIL EVLENDİRİRİZ?

News image

Karlılığınızı önce siz görün ve inanın.Şirketinizi satamasanız yada evlendiremeseniz bile,kendi durumunuzu alıcı gözüyle değerlendirin.Bazen en büyük kazanç bu olabilir.Şirketlerin satışı ve birleşmeleri iş dünyasında son yılların gündemdeki konularından biri oldu.Bir b...

devamı

Domuz Gribi Hakkında

  DOMUZ GRİBİ  VE KORUNMA YÖNTEMLERİ Domuz gribi: 2009 H1N1 insanlarda hastalığa neden olan yeni bir virüstür. Bu yeni virüs ilk olarak Nisan 2009’da Amerika’da görülmüştür. Normal ...

devamı
-
+
16